Sayfalar

8 Aralık 2013 Pazar

Boyband Tarihi-9

Geri Dönüyorlar !
Boyband piyasası bir süre boş kalmıştı. 2005 yılında Blue'nun da dağılmasıyla birlikte duraklama dönemini yaşıyordu. Piyasada daha çok rock müzik hakimdi, pop neredeyse ölmüştü. Britney Spears, Christina Aguilera gibi ünlülerin de hayatlarında birtakım sorunlar oluşunca onlar da müzik piyasasından çekilmişlerdi bir süre.
Peki boybandleri biz geri istiyorduk. Ama good Charlotte, Green Day, Panic At The Disco gibi punk/rock gruplarının arasında pop müzik biraz sırıtmayacak mıydı ?
Bunun kolayı vardı. Tarz değiştirmek mesela.
Herşeyi göze alarak geri dönme fikri biraz grupların eski albüm satışlarına ket vuracağı düşüncesinden kimse cesaret edemiyordu. İlk atak Backstreet Boys'tan geldi. Tarz değiştirerek geri dönen grup, önceki tarzlarından tamamen farklı bir tarz seçerek tabiri caizse "ağır abiler" olarak geri dönmüşlerdi. Soundları daha çok rock olan yeni albümde artık seksi danslar yok, yerinde oturup efendi efendi şarkı söylemek vardı.
2005 yılında çıkan Never Gone albümleriyle aslında hiç gitmediklerinin mesajını veriyorlardı bize.
Backstreet Boys, Never Gone albümüyle oldukça iyi başarı gösterdikten sonra Take That, 5ive gibi grupların da cesaretini toplamasına neden olmuştur. Artık 2006 yılından sonra boyband dönemi yeniden açılıyordu. Fakat bu biraz bilinenden farklıydı.

2006 yılında Take That, Beautiful World albümüyle geri dönmüştü. Robbie Williamsız yoluna devam eden Take That'i hayranları oldukça özlemiş olacak ki beklentilerin tersine, oldukça iyi başarı sağlamıştı.
Take That'de de eski tarzı gitmiş yerine ağır soundlar gelmişti. Dünyanın gidişatına da bakınca o yıllarda ağır şarkılar daha çok rağbet görüyordu. Çünkü dünya 2005 yılından sonra oldukça sıkıntılı zamanlar geçiriyo olacaktı ve bu da insanların dinlediği müziğe yansıyacaktı.
Zamanın sounduna ayak uyduran boybandler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyordu. Fakat Take That ve Backstreet Boys ikisi baş başa bir süre takıldılar. Fakat eskisi gibi boyband savaşları yoktu. Çünkü üyeler olgunlaşmış bu tip şeylere gerek kalmamıştı. Nitekim tüm gruplar kendini kanıtlamış gruplar olarak karşımıza çıkıyordu.
Westlife zaten piyasadan hiç çekilmemişti. Onlar hep devam ediyordu. Kervana daha sonra Boyzone da katıldı. Ve 2007 yılıyla birlikte boyband dönemi yeniden hareketlenmeye başladı.
2008 yılında New Kids On The Block da geri döndü. Ve 98 degress, 5ive, Otown, A1 gibi gruplar da sırayla geri dönerek kervana katıldılar. En hareketli zaman 2009 yılıydı boybandler için.
Backstreet Boys, 2007 yılında Unbreakable albümünü çıkardı. Take That, The Circus. New Kids On The Block ve Backstreet Boys birleşerek NKOTBSB grubunu oluşturdular. Birlikte ortak albüm çıkarıp turlara çıktılar. Böylece buzları erittiler.
Take That'e Robbie Williams'ın geri dönmesi ortamı daha da şenlendirdi. Bu sırada N'sync için "geri dönecekler mi ?" sorusu gündemdeydi. (Son günlerde VMA'da güzel bir performans sergilemişti N'sync.)
Fakat Justin, çıkardığı solo albümleriyle bunun mümkün olmayacağı sinyallerini veriyordu. Günümüzde eski boybandlerden tek eksik N'sync olarak devam eden bir boyband piyasası vardı. Fakat 90lardaki hallerinden farklı, oldukça olgun bir şekilde. 2013te Blue'nun da geri dönmesiyle kadro tamamlanmıştı.
One Direction grubunun da başarılı olmasıyla eski boybandlere talep daha çok artmıştı.
Bu ortam için kurulmuş en son grup, One Direction'dır.



Boyband Tarihi-8

Eveet benim ergenliğimin en yoğun olduğu zamanlar (yani çocukluk bitti artık genç oleceğiz falan) o zamanlarda işte noluyo yahu bir sürü boyband; "biz gidiyoz haydin eyvallah" dedi ve ben bittim arkadaşlar. Yahu ergeniz tvyi açınca ne bileyim müzik dinleyince falan insan güzel şeyler görmek/duymak istiyor, "yapmayın" derken. O da ne, kimler gelmiş kimler gelmiş. Hoşgeldiniz canlarım.

BLUE
2001 yılında kurularak bence en doğru zamanı seçmiş gruptur. Nitekim bütün boybandler -geriye dönüp baktığınızda da göreceksiniz- 2002'ye gelmeden piyasadan çekilmiştir.
İngiltereden çıkan bu güzide grubu hemen hemen benim yaşlarımda herkes pek iyi bilir.
Hatırlıyorum da dershane zamanlarımda sanırım walkman var tabi o zamanlar Blue'nun cdlerini takar takar şarkılarını söylerdik. İşte biz de böyle yollardan geçtik gençler.
Bana ingilizce öğrenmemi sağlayan, sevdiren 2 gruptan biridir. (Birisi BSB)
Ben bunların şarkılarını çevirmeye çalışıyorum falan, One Love şarkısını nasıl söylediğimizi hatırlıyorum da "Van loov madı madırs prayt van lov koz dı taz mi kray" ne demekse işte kulağımıza geleni söylüyoduk. Ergenlik.
Tam benim böyle ergenliğimin en ateşli olduğu zamanlar Türkiye'ye geleceklerini söylemişlerdi. Tabii o zamanlar aileden izin olayı falan var. Odama kapanıp günlerce konuşmamıştım kimseyle. Şanslıymışım ki Lee hastalandı konser iptal oldu. Ama bu hayırsız grup benim Türkiye'de olmadığım bir zamanı seçip geldi konser verdi. Yazıklar olsun... Olsun.
Devam edelim. Benim favorim Lee'ydi. Hatta grup 2005 yılında dağılınca 2006 yılında Lee Ryan'ın solo cdsi çıkmıştı onu almıştım. Blue 2005 yılında bir sürü best of albümü çıkardı "bi dağılamadınız lan" demiştim adeta. Hepsini  almıştım. Blue Best Of DVD'im de vardı ama taşınırken kayboldu. Çok güzel.

Grup 4 üyeden oluşuyor. Lee Ryan, Antony Costa, Simon Webbe, Duncan James.
Arkadaş grubumda genelde Duncan sevilirdi. Bu yüzden Lee'yi hep sahiplenmiştim. Ulan nasıl bir olaysa posterler falan hep Lee'ydi. Duncan olunca arkadaşa veriyodum. Hey gidi.
Blue Jean, Trendy, Salsa gibi ergenlik dergileri vardı. -Hala var mı bu arada-
Onları alırdım hep. Blue hayranlığımdan Keremcem, Hepsi, Gökhan Özen kapaklı dergiler dolmuştu evde. Rezalet.
İşte ergenliğimin büyük olayları olan boybandlerin sonuncusuydu Blue. Bunlar 2005te dağılınca ben de büyüdüm. Olgun bir birey oldum. Hayatın ne kadar zor ve yalan olduğunu boybandler teker teker gidince anladım.

ALL RISE
İlk albümleridir. Fly By, All Rise gibi hit parçaları bulunmaktadır.
Albüm 2001 yılında çıkmıştır.

ONE LOVE
Blue'yu en çok ün sahibi yapan bu albümdür. One Love, You Make Me Wanna, Sorry Seems To Be Hardest Word (with Elton John) gibi şarkılar bu albümdedir. 2002 yılında çıkmıştır.

GUILTY
Benim 2003 yılının ilkbaharında tırım tırım  aradığım albümdür. Guilty, Breathe Easy, Bubblin şarkıları bu albümdedir.

BEST OF BLUE
"Daha nereye, bi çay içseydik". dediğim ve CD olarak aldığım ilk albümdür. 2004 yılında çıkmıştır. Get Down On It bunun içindedir. Curtain Falls da öyle.

4Ever BLUE
"Hani lan gidiyodunuz" dediğim albümdür.

The Platinum Collection
"Artık gidin sıktınız, kalbimiz acıyo lan burda" dediğim albümdür. Lafımı dinleyip ortadan kaybolmuşlardır.
4 üye güç gösterisi gibi resmen birbirine karşı solo albümler çıkarmıştır.

4 üye de solo albüm çıkarmış. Fakat en başarılısı Simon Webbe olmuştur. (Evet Lee hayranı olmama rağmen bu bir gerçek.)
Fakat arkadaşlar sizce de Duncan James çok seksi değil mi ?

2009 yılında geri dönme kararı alan grup "I Can" şarkısı ile İngiltere adına Eurovision'a katılmıştır. Sanırım 13.olarak döndüler.

2013 yılında Roulette albümünü çıkardılar. Turun 2.ayağında Türkiye'de konser verdiler.


Boyband Tarihi-7

A1
İngiliz-Norveç karışımı gruptur. Kendileri boyband dünyasında pek bilinmese de Kevin Richardson'a (BSB) sorulan A1 kimdir biliyor musunuz ? -Evet, biftek sosu. diyerek polemik yaratılan gruptur. Bu yüzden az biraz
dikkatleri üzerine çekmiştir. Zira grup üyeleri örnek aldıkları grup olarak Backstreet Boys'u göstermişlerdir.
98 yılından 2002'ye kadar bu piyasada bulunmuşlar her boyband gibi kısa bir aradan (8 yıl) sonra tekrar bir araya gelmişlerdir.
4 kişiden oluşan ilk boyband grubudur. Kendilerini daha sonra Blue grubu takip edecektir.
Günümüzde Paul Marazzi'nin gruptan ayrılmasıyla 3 kişi kalmışlardır.




O-town
2000 yılında kurulan Amerikalı boybandtir. MTV tarafından oluşturulan Making a Band programı ile bir araya gelmişlerdir.
2000 yılından 2003 yılına kadar faaliyet göstermişler, bunlar da her boyband gibi kısa bir mola verdikten sonra 2011 yılında tekrar bir araya gelmişlerdir.






5ive
5 kişiden oluşan ve isim konusunda bir hayli fazla kasan gruptur. İngiliz gruptur. Take That, Boyzone, Westlife gibi babacan gruplardan farklı olarak biraz cıvık bir gruptur. Cıvık derken rahatsız edici derecede demiyorum, bir ingiliz ağırlığına yakışmayan şekilde cıvık.
İçlerinde Abz Love isimli üyenin babası Türktür. Bunu bilmenizde fayda olur mu bilmem ama öyle işte.
98 yılında kurulmuş 2001de dağılmış. 2006da yeniden bir araya gelmiş 2007de dağılmış. 2012de 4 kişiyle devam etmeye karar vermişlerdir.


98 Degrees
Boyband tarhinin en terbiyesiz grubudur. 5 kişiden oluşur, Amerikalılardır. 97den 2003'e ve 2012'den günümüzde faaliyet göstermişlerdir/göstermektedirler.


Boyband Tarihi-6

Boybandlerin cirit attığı dönemdeyiz hala ve bir diğer grubumuz Boyzone.
Westlife gibi kendileri de İrlandalı olan grup, sanıyorum ki boyband tarihinin en "acılı adanası"dır. İrlanda boyband grupları ağırbaşlılığıyla bilinir. Bunlar da Westlife gibi;
Yani sizi hop hop oynatacak içinizi kıpırtadacak eserleri yoktur malesef. Ancak sulu gözlerle dinlediğimiz şarkılara da sesleri bi o kadar uyuyor ki yani kalkıpta bu adamlardan "hey baby that's my nigga come on ohh yeaahh" tarzı bişey bekleyemezsin.
1993 yılında Louis Walsh tarafından kurulan grup İrlanda'da o dönemler fırtınalar estiriyordu. Lakin amerikanın kendilerini keşfetmesi zaman aldı. İlk çıktıkları yıllarda kendileri hakkında "İrlandalı Take That" yakıştırması yapılmıştır. 5 üye de şarkı yazarak gruba katkıda bulunmuştur. İrlanda Müzik ödüllerinde birçok ödül sahibi olmuşlardır.
Haftalarca İrlanda ve İngiltere listelerinde üst sıralarda yer aldı. Yaklaşık 10-15 hit şarkı listeleri meşgul etmiştir.
2000 yılında grup üyeleri ara verdiklerini, solo işlerde boy göstermek istediklerini açıklamışlardı. Ronan Keating içlerinde solo olarak en büyük başarıyı sağlayan elemandır.
Boyzone'un nasıl okunduğu da muammadır. (Boyzvan, Boyzon) ama daha çok tercih edilen (Boyzon).
8 yıl sonra tekrar bir araya gelmişler ve Brother albümünü çıkarmışlardır.
Günümüzde sessiz sakin bir şekilde devam etmektedirler.






İLK VEFAT EDEN BOYBAND ÜYESİ
Boyband tarihi bilindiği gibi çok köklü değildir. Bu yüzden üyeler henüz genç yaşta denilecek yaştadır. Hadi en yaşlısı 50 yaşında diyelim. Ancak yaştan kaynaklı değil de kalp rahatsızlığından dolayı vefat eden ilk boyband üyesi ne yazık ki Boyzone'dan. Stephen Gately 10 Ekim 2009 yılında vefat ediyor. Ölümü grup üyeleri ve hayranlarını derinden sarsmıştır. Grup üyeleri bir süre kameralara görünmek istememiştir.


20.Yıl TURU
BZ20 albümü çıktıktan sonra grup üyeleri büyük bir tura çıkmışlardır. Grup her seferinde Stephen Gately'i anarak onu unutmadığını belirtmektedir.


5 Aralık 2013 Perşembe

Boyband Tarihi-5

Nsync-BSB kapışması sürerken bir yandan yeni gruplar türüyordu. O zamanlar İngiltere oldukça ataktaydı. Fakat hiç beklenmedik bişey oldu; İrlanda'dan bir ses duyuldu.
WESTLIFE
1998 yılında kurulan grup aralıksız bir şekilde 2012'ye kadar albüm çıkardı. Simon Cowell tarafından kurulan grup Nicky Byrne, Kian Egan, Mark Feehily, Shane Filan ve Brian McFadden'dan oluşuyordu.
Ancak 2004 yılında Brian McFadden'ın gruptan ayrılmasıyla grup, 4 kişi kalmıştır.
Dünya çapında 50 milyon kopya satmıştır. 14 yıllık kariyerlerinde 20'den fazla hit şarkı listelerin en üstünde yer almıştır.


2010 yılında Guiness Rekorlar Kitabı'na giren grup, 21.yüzyılın en çok satan UK grubu ünvanını almıştır.
7 single listelerde, haftalarca 1 numarada kalmıştır. "Swear it again" şarkısı 2000 yılında grup için ün kazandıran şarkı olmuştur.
Daha çok cover yapan grup; Frank Sinatra, Celine Dion, Dean Martin gibi ünlülerin şarkılarını yeniden yorumlamıştır. Kendilerine has havası, mülayim evlenilecek erkek tavırları ile avrupalı -bilakis amerikalı- kızların gönlünde taht kurmuşlardır. Kendileri için boyband tarihinin en oturaklı adamları diyebiliriz.
Boyzone grubunun Ronan Keating'i kendileri için şarkı yazmıştır.

Westlife'ı ilk olarak Boyzone ve Backstreet Boys'un Dublin konserlerinde görmek mümkündü. Büyük gruplar sahneye çıkmadan önce, ön grup olarak sahne alıyorlardı. Bu onlar için büyük bir şanstı.
Nisan 1999'da ilk single'ları Swear it Again çıktı. Ve ondan sonra grup için adeta bir "big bang" etkisi oluştu. Grubun hitleri daha sonra; Flying Without Wings, If I Let You Go, I Have A Dream, Seasons In The Sun, Amazing, World Of Our Own, Uptown Girl, Queen Of My Heart, Bop Bop Baby, I Lay My Love On You şeklinde seyretti. (Ne kadar çok değil mi ?)

2002 yılında çıkan Unbreakable single'ı ile UK listelerine tekrar merhaba diyen grup, bir türlü zirveyi bırakmıyordu. 10 yıl boyunca birçok albüm yaptılar ve bir o kadar çok başarılı hit şarkıya sahip oldular.
Kendileri hakkında söylenecek çok söz var lakin ben kafanızı şişirmeden albüm isimlerini paylaşayım, siz de torrentten ya da başka bir yerden indirip/dinleyip kendileri hakkında daha fazla fikir sahibi olun.

Westlife (1999)
Coast to Coast (2000)
World of Our Own (2001)
Turnaround (2003)
Allow Us to Be Frank (2004)
Face to Face (2005)
The Love Album (2006)
Back Home (2007)
Where We Are (2009)
Gravity (2010)
Farewell (2012)

DAĞILIŞ
Grup 2012 yılında son olarak The Farewell Tour yaparak resmi olarak dağıldığını açıklamıştır. Geriye gerçekten kaliteli şarkılar bırakan grup, hayranlarını büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.


4 Aralık 2013 Çarşamba

Boyband Tarihi-4

Backstreet Boys ortaya çıktığı zamanlar onunla birlikte birçok grupta türemişti. Tekrar tekrar yazmak istemiyorum ama "boyband dönemi gelişme dönemindeydi artık."
Take That ve nkotb tarihe karışmış yerine Backstreet Boys, N'sync, 98 degrees, Boyzone, 5ive, Westlife, Blue gibi gruplar gelmiştir.
Nitekim ortam bir hayli kızışık ve tam olarak "boyband savaşları"ndan bahsedeceğimiz yıllar bu yıllar. Hangi yıllar ? 1997 ve 2002 yılları arası. Adeta kızların gözlerinin bayram ettiği yıllar oluyor.
Gidişat; New Kids On The Block, Take That ve Backstreey Boys olarak gidiyor. Backstreet Boys'un başarısından sonra allaaaaah neler neler. Bir sürü renkli boybandimiz oluyor, işte onlardan bahsedeceğim sizlere.
Fakat bunlar o kadar çok ki sadece bir kısmını anlatacağım. Onlar da gerçekten başarı sahibi olanlar. Gerisi pek de önemli olmuyor zaten.

N'SYNC
1997 yılında Lou Pearlman tarafından kurulan grup, daha önce de dediğim gibi resmen BSB ile rakip olsun diye kurulmuş gruptur.
Şimdi öncelikle grup üyelerinden bahsedeyim. Chris Kirkpatrick, Lance Bass, Joey Fatone, JC Chasez ve Justin Timberlake.
Aaaa Justin miaaahh ?
Evet Justin canım. Sen bilmeden önce N'syncteydi o. Sanma ki tepeden indi.
Bu grup en başarılı 3.gruptur (BSB ve Nkotb'dan sonra) albümleri toplam 56 milyon satmıştır.
Her boyband gibi bu da ilk çıktığı yıllarda başarılı olamadı. Daha sonra Pearlman'ın sürekli BSB ile rakip göstermesi sonucu -BSB üzerinden- ün kazanmış ve artık ciddi başarılara imza atmak için yola koyulmuştur.
Tearin Up My Heart, Celebrity, Dirty Pop, Bye Bye Bye, It's Gonna Be Me gibi hitlerin sahibi olan grup gözardı edilemez bir başarıya ulaşmıştır.
Grup üyelerinden Timberlake'in Britney Spears'la olan ilişkisi de o zamanlar bir hayli gündemdeydi. İkili birçok N'sync turnesinde boy göstererek prim yapmaya çalışmıştır.
Çabuk parlayan boybandler ne yazık ki çabuk söndüğünden olsa gerek bu grubumuz da kısa sürede dağıldı.
Nedeni ise Justin Timberlake'in tek başına birşeyler yapmak istemesiydi.

ELEŞTİRİ
Açıkçası N'sync zamanlarında tam bir brokoliye benzeyen Timberlake'in ses bakımından da çok tiz bir yapısı olduğunu düşünüyordum. Ve de kendisinin çok abartıldığını. Benim Justin'e şu an hayran olmam "kendini geliştirmiş olmasından kaynaklanıyor". Ancak 2000li yıllara dönersek gereksiz bir abartı sonucu ünlü olmuştur kendileri. Ve tabiri caizse göt kalkması denen olay sonucu grubuna s.ktiri çekmiş ve solo olarak hayata atılmıştır.
Spears'la olan Barbie ve Ken düzeyi ilişkileri ile gündemde tutunmayı başarmış. Ancak zeki bir evladımızmış ki köfteyi erken çakıp 2006 yılında "adam" olmuştur.
Zira toy zamanlarındaki gibi devam etseydi Donald Duck seslendiren brokoli kafa olarak zihnimde yer edecekti. Ve ne yazık ki ona *kendisini de Atlantic City'de görmemle birlikte* şu an hayranım diyebiliriz.
Ama bu demek değil ki onu eleştiremem. Eleştiririm efendim. Siz bilmezsiniz bu o zamanlar toydu, çirkindi.
Grup arkadaşlarını da "adam" olana kadar aramadı sormadı. İşte 2006 yılında büyüdü, "adam" oldu JC'ye solo albümünde yardım etti falan. Bunlar hoş şeyler. Sonra da evlendi falan iyi oldu, iyi.

Neyse dönelim grubumuza yine...
İşte grubumuz dağıldı. O da tarihteki yerini aldı. Tam olarak 2004, 2007, 2009 ve şu anda da geri dönme dedikoduları dolandı/dolanıyor. Ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği ya da gerçekleşmeyeceği hiç bilinmiyor.
Zira Timberlake'in başarısı ortada, tamam Robbie Take That'e dönmüş olabilir ama Justin'den bahsediyoruz. O iş yaş. O olmadan da N'syncin toplanacağını sanmıyorum. Zaten toplansa ne diyeceğiz onlara SYNC mi ?
Ayıp ayıp, olmaz öyle.

Bu arada N'sync ismi grup üyelerinin isimlerinin son harfinden oluşuyor. Bilmenizde fayda var idi.
İleriki yazılarımda değineceğim bir olay yaşatmadıkları için sadece şunu söyleyebilirim; 2013 VMA'da güzel bir performans sergileyerek One Direction'ı ağlatmışlardır.




Boyband Tarihi-3

Boyband dönemi kapandı derken. Yeni bir boyband devrinin açılacağını bilemezdik tabii. İşte "2 büyük grup vardı onları taklit eden bi kaç tane daha oldu ve o dönem kapandı bitti" dedik.
Lakin normalde 1993 yılında kurulan fakat tam olarak 1997 yılında adını duyurmaya başlayan bir grup mevcuttu.
Take That ve Nkotb döneminin bitmesiyle yapımcıların kafasında şimşekler çakmaya başlamış. Ve yepyeni bir 5li ortaya çıkarmışlardır.


BACKSTREET BOYS
bu grup; boyband tarihini yeni baştan yazan, belki de en başarılı (kesinlikle en başarılı) boybandtir.
Lou Pearlman tarafından kurulan bu grup daha sonraları bu prodüktorle bayağı sorun yaşayacak ve ayrıca düşman grubun (N'sync) kurulması da bu adam sayesinde olacaktı.

Kurulmak için yanlış bir zamandı evet, bu piyasada hakim olan 2 büyük grup vardı zaten. Fakat o da ne ?
Şans bu gençlerin de yüzüne güldü ve tam olarak 1997 yılında boşalan koltuğun yerine oturdular.
İlk çıkışları Amerika'da pek ses getirmemişti. Avrupa'nın bağrına bastığı, listelerde ilk 10'dan inmeyen bu grup; kendi evinin bir türlü hakimi olamıyordu.
Aslında ilk albüm 1995 yılında çıkmıştı. Fakat amerikayı fethetmek büyük grup olduğun anlamına geldiği için ilk kuruluş yılları 1997 denilir. Çünkü tam 2 yıl boyunca amerikada listelere girememişlerdir.

1995 yılına gelelim önce...
2 yıl önce "Tell me that i dreaming" şarkısıyla ufak çapta da olsa adlarından bahsettirmeyi başarabilmiş fakat dikkat çekememişlerdir. Takvim 1995 yılını gösterdiğinde "We've Got it Going On" ile avrupada ciddi derecede şöhret kazanmışlardır.
Ancak bu, grup için yeterli değildi. 2 yıl Amerika listelerine giremeyen grup 1997 yılında "Everybody" single'ı ile Amerika'nın da gönlünü fethetmeyi başaracaktı.
Gidişat o kadar güzeldi ki Backstreet Boys 97 yılında çıkardığı Backstreet's Back albümüyle adeta uçuyordu. Neden mi ? Şöyle ki; albümün içinde birçok şarkı hit oldu. "Quit playing games", "As long as you love me" ve tabii ki "Everybody".
Daha önceki albümdeki hit "Get Down" u da unutmamak gerek.
Backstreet's Back albümü avrupa için 2.albüm, amerika için 1.albüm olduğundan. 1.albümdeki şarkılardan bazıları 2.albümde de bulunmaktaydı.
Backstreet Boys artık en şahşahalı dönemini yaşamaya başlıyordu.

97-2001 Yılları...
Bu yıllar BSB için yükselme devridir. İlk çıkışından (!) Greatest Hits (yani dağılma) sürecine kadar ivme hızla artmıştır. Albümler bir öncekinin başarısını katlamış ve bir grup için hatta bir ünlü için gelinebilecek en iyi noktaya gelmişlerdir. Albümler, singlelar başarı üstüne başarı getirirken ödüllerin de arkası kesilmiyordu.

Millennium
1999 yılında belki çoğunuz hatırlarsınız 2000 yılı için "milenyum" yılı deniyordu. Ve bu isim de birçok şarkıcı ve grup için albüm ve şarkı ismi olmuştu. Bunlardan biri de elbette ki Backstreet Boys'tur.
Lou Pearlman'ı hırsızlık gerekçesiyle dava eden grup "millennium" albümü ile şirketini değiştirmiş. Korn ve Limp Bizkit ile çalışna "The firm" ile çalışmaya başlamıştır.
Millennium albümü ile gerçekten zirvenin en tepesinde olan grup, dünya turneleri yaparak adını tüm dünyaya duyurmaya hatta asyayı da ele geçirmeye başlamıştır.
Çektikleri "I Want It That Way" klibi ile hayranlarına bir nevi teşekkür eden grup, bu albümle 1.13 milyon kopya satmıştı.

N'sync mi Backstreet Boys mu?
Backstreet Boys'un ardı ardası kesilmeyen klipleri ve albümleri aslında rakibi N'sync'le ortalığı kızıştırmak içindi. Lou Pearlman bir diğer grubu kurarak ortamı yeniden Take That-New Kids On The Block arenası haline getiriyodu. fakat bu sefer gladyatörler farklı ve bir öncekilerden daha iyiydiler.
Zira boyband dönemi için acemilik dönemi; Take That ve NKOTB iken.
Gelişme dönemi; BSB ve N'syncti.

N'sync nitekim BSB çakması bir gruptu. Bu bilinen biir gerçekti. Lou Pearlman ortalığı kızıştırmaktan başka birşey yapmamıştı. Halbuki iyi de olmuştu. Çünkü herkes susmuş bu iki gruba dikmişti gözünü.
N'sync'in de kendine göre bir tarzı olsa da daha çok Backstreet boys'un daha başarılı ve özgün olduğu söyleniyordu.
Fanlar ikiye ayrılmış, Nsync mi BSB mi ? diyorlardı.
BSB sevenin Nsync dinlemesi gibi birşey olamazdı. Yıldız savaşları gibi bir ortam hakimdi fan dünyasında da.
Bu savaştan kimin galip çıktığı belli olmasa da yine yıllar sonra dönüp bakıldığında Backstreet Boys'un bir adım daha önde olduğunu söyleyebiliriz.

Aksilikler...
Tabii ki bu kadar göz önünde olan bir grup için aksilik kaçınılmazdı. 1998 yılında Brian Littrell kalp ameliyatı oldu, Lou Pearlman dava edildi, şirket değiştirildi, AJ Mclean alkol bağımlılığı yüzünden terapiye başladı.
Ancak bunların hiçbiri başarılarına gölge düşüremedi.



Nihayet bir diğer albüm Black&Blue piyasaya çıkmıştı.
Bu albüm onlara 8 platin plak kazandırdı ve ayrıca 15 milyon kopya sattı.
Hitleri "Shape of my heart", "The Call"...

Black&Blue Turnesi
Nitekim bu dönem, BSB için hem en iyi hem de en kötü dönemdi. Çünkü çok iyi hazırladıkları şovlar ile dünya turnesinde gözleri kamaştırırken turne ekibinden birinin ölmesi ve AJ'in alkol sorunları gibi nedenlerden dolayı sıkıntılı zamanlardan geçiyorlardı. Bunun üzerine grup elemanları bir süre ara vermek niyetindeydiler.
Tamamlayamadıkları turneyi The Hits: Chapter One albümü ile telafi etmişler. Ve "drowning" klibini yayınlayarak piyasaya veda etmişlerdir.

Nick Carter Now or Never
Grup, veda eder etmez sevindirici bir haber grubun en küçük üyesi Nick Carter'dan gelmişti. Now or Never albümünü yayınlayan Carter, ayrıca House of Carters isimli reality show ile de ekranlardaydı.
Bu sırada Kevin Richardson Broadway müzikalinde rol almış ve AJ Mclean tam anlamıyla sağlığına kavuşmuştur.

Backstreet Boys için 1.bahar buydu. İkinci bahara önümüzdeki yazılarda değineceğim.


1 Aralık 2013 Pazar

Boyband Tarihi-2

Boyband gruplarının nasıl kurulduğu tamamen bir efsanedir. Tam bir klişeler silsilesidir. Her bir boyband aşağı yukarı şu şekilde kurulmuştur;

X kişisi Y kişisine "hadi grup kuralım." demiş. Bunlar prodüktör ile anlaşmaya gider iken yolda Z kişisine rastlamış (ya da prodüktör önermiş) sonra Z kişisi "aa beraber büyüdüğüm komşumu da alalım o da iyi çocuktur." demiş. O kişi de "aa eniştem de gelsin o da istiyodu ayıp olur." demiş ve bu şekilde kurulmuştur.

Zaten grupları tanıdıkça sevdikçe bu gibi ayrıntıları görmezden geliyorsunuz. Zira grup üyeleri bile nasıl kurulduğunu tam olarak bilememektedir.

Şimdi geliyoruz NKOTB'dan sonraki kısma...
NKOTB rüzgarı hızla esmeye devam ederken; müzik şirketleri ardı ardası kesilmeyen boybandler salmıştır piyasaya. Müzik sektörü adeta boybandten geçilmez bir hal almıştı.
Tabii boybandlerin yanında girlbandler de hızla ününe ün katıyordu. Spice Girls, Destiny's Child gibi...
90larda kıyasıya bir rekabet vardı, solo şarkıcılar neredeyse yok gibiydi. Gruplar ön plana çıkıyor. Şarkılar hep akılda kalıcı, basit sözlerle oluşturulmuş dans şarkıları oluyordu.
Tabii bu hızla yükseliş bazen çok can sıkıcı olabiliyordu. 90ları dolu dolu yaşayanlar iyi bilir. "Ooof bu şarkı da sıktı yaa, heryerde çalıyor" ya da "yaa bu şarkının melodisi X grubunda da yok muydu bak bun grupta uyarlamış" gibi gibi.
Yani anlayacağınız kalitesiz müzik almıştı başını gidiyordu. Tabii kaliteli olanı yok muydu bu işin. Vardı, vardı elbet.
Nkotb, Take That, 5ive, Westlife...
Bi dk bi dk...
Evet.


Take That...
Robbie Williams'ı bilmeyeniniz yoktur. Yani yabancı müziğe ilginiz bile olmasa Robbie'yi bilirsiniz. İşte Robbie Williams'ı doğuran bu gruptur.
Nasıl kurulduklarına dair bilgi için yukardaki giriş kısmını tekrar okuyun.
Take That tamamıyla Nkotb'a karşı olarak kurulmuştu. Yani İngiltere'nin bir karşı atağı olarak nitelendirilebilinir.
İngiltereden çıkan East 17, Oasis, Blur gibi gruplar İngiltere sınırlarını aşmıştı. Şimdi gözler Take That'teydi.
Fakat Take That'in üstünde büyük ve aşılması güç bir engel vardı. Çünkü Nkotb, bu akımın başlatıcısıydı ve bir hayli hayrana sahipti.
Ancak size öyle bir detay söyleyeceğim ki Take That'in ne kadar başarılı bir grup olduğunu o zaman anlayacaksınız.
The Beatles ingilterenin en iyi grubu olarak bilinirdi.  O tacı Beatles'ın elinden "neredeyse" alacak grup olmuştur. Hala da İngiltere'de başarılı grup olarak saydıklarımızın arasındadır. Zira günümüzde de -eskisi kadar olmasa da- kaliteli müzik yapmaktadırlar.



Take That 90lı yılların ilk yarısında tüm müzik listelerinin en üst sırasında yer alıyordu. Nkotb ile kıyasıya rekabet içindeydi. Ancak 1991 yılında kurulan grup 1996'da yani çok kısa bir süre içinde dağılmıştı.
(İngiliz boybandleri ne yazık ki çabuk dağılanlar olarak tarihe geçiyordu.)
1996 yılından sonra listeleri meşgul eden Take That'in yerini Robbie Williams almıştı. Bu arada Nkotb'da dağılarak yerini solo şarkıcılara bırakmıştı.
1996 yılından sonra boyband devri için duraklama devri diyebiliriz.
Take That albümleri ve başarıları;
Take That and Party:  Gary Barlow, Howard Donald, Jason Orange, Mark Owen ve Robbie Williams'tan oluşan grup ilk albümünü 1991 yılında çıkarmıştı. Albümde birçok hit mevcuttu.
*hitler: It Only Takes a Minute, Could It Be Magic, A Million love songs, I Found a Heaven. 
Neredeyse albümün tamamını sayacaktım di mi. Ama durum bu, gördüğünüz gibi. İlk çıkış albümü bir hayli iddialı. İngiltere listelerinin tepesinden inmeyen bu şarkılar henüz Birleşik Devletleri fethedemese de en azından İrlanda, Fransa, İtalya gibi avrupa ülkelerine erişebilmiş ve bir hayli başarı sağlamıştı. 

Everything Changes: 1993 yılında bu albüm, Amerika listelerinde de görünmeye başlayan albümdür. Zaten İngiltere listelerinde zirveden düşmemektedir. Bu albüm için Barlow'un başarısı diyebiliriz. Kendisini yazdığı ve hit olan birçok parça vardır bu albümde.
*hitler: Everything Changes, Pray, Babe, Relight My Fire, Love Aint Here Anymore...
Bu albümün aynı zamanda US version'ı da çıkmıştır. Amaç Amerika'ya jest yapmak...

Nobody Else: 1995 yılında çıkan bu albümden sonra Robbie Williams grubu terkedeceğini açıklamıştır. 
Bu haberin üzerine de grup, dağılma kararı almıştır. Fakat son albümle en tepede bırakarak, ağızlarda tat bırakmıştır.
*hitler: Never Forget, How Deep Is your Love (favorimdir)

Greatest Hits ve Reunion
Tekrar birleşme kararları grup 96 yılında greatest'i çıkardığından beri vardı. Fakat bir türlü toplanamıyorlardı. Bu bir araya gelememe Robbie'nin gittikçe solo olarak daha başarılı olmasıyla imkansızlaşıyordu.
Bir 10 yıl beklediler, evet çok uzun bir zamandı fakat hiç unutulmadılar. Çünkü gerçekten iyi izler (How Deep is your love, Love aint here anymore, a million love songs gibi) bırakıp gitmişlerdi.

NKOTB ile Rekabeti
Bu rekabetten kimin mağlup kimin namağlup çıktığı kesin değildir. İki grupta kıyasıya yarışmıştır. Ancak müzik listelerine ve geçen yıllardan sonra akıllarda kalan şarkılarıyla söylemek gerekirse Take That bir adım önde gibi duruyordu.

Beautiful World ve The Circus
2006 yılında geri dönen grup, Beautiful World albümüyle çıkış yapmıştı. Robbie'siz yoluna devam eden grup 10 yıl önceki başarısını hala koruyordu.
Shine, I'd Wait For Life (favorimdir), Patience listelerde iyi çıkış yapan parçalarıdır.

3 yıl sonra The Circus albümü ile Robbie'siz başarısını pekiştiriyor ve 2011 yılında çıkan Progress albümü ile Robbie grubuna geri dönüyordu.

Ayrıca 2012 Londra Yaz Olimpiyatlarında sahne almışlardır.


Take That'in günümüzdeki başarılarından ve videolarına önümüzdeki yazılarımda değineceğim. Bu kısım 1996 yılına kadar olan kısmı içerir.

Ve ayrıca Nkotb'a ne mi oldu?
Anlatayım...
Zamanın başarılı grubu ve bu akımın öncüsü olan grup ne yazık ki günümüzdeki geri dönüşünü çirkefleşerek yapmıştır. Nedir bu ? İşte kendisinden sonra gelen gruplara laf atmak, aşağılamak gibi (böyle tekrar ünlü olacağını sanmış olacaklar ki) bu hareketlerinden sonra pek dikiş tutturamadılar.
Hala da eski şöhretli zamanlarının onlara verdiği nimetle günümüzde bişeyler yaparak tutunmaya çalışan bir grup haline dönüşmüştür. Ve ne yazık ki bende büyük bir hayal kırıklığı yaratmışlardır.
Yani şöyle ki zamanında Nkotb'u başarılı yapan onlara verilen şarkılar ve yapılan imaj imiş.
3.kısımda görüşmek üzere arkadaşlar.

Boyband Tarihi-1

Evvet ne zamandır yazmayı planladığım boyband tarihi projemi nihayet gerçekleştirmiş bulunuyorum.
Bildiğiniz gibi 90'larda bir hayli ünlü olan bu akım günümüzde de eski boybandlerin geri dönmesiyle eski popülaritesini geri kazandı.
Sanırım ben profesyonel olarak müzik dinlemeye (Frank Sinatra ve Michael Jackson'ı saymazsak) boybandlerle başladım.
Ve bana gelipte hiçbir kız demesin ki "yhaa biz boyband dinlemediq hiç kızım, biz roqçuyduk" diye. Yani ergenlik zamanlarımızda "boyband sevmeyen (!) roqçu" olarak geçinen tiplerin Good Charlotte dinlemeleri de ayrı bir ironiydi. (GC de bir boybandti)
Yani nihayetinde ergenlik çağındaki kızlar için müziğin kalitesinden çok seksi 4-5 erkeğin bir araya gelip dans etmesi daha önemliydi.
Eee ergendik napah ?
Zamanla biz büyüdükçe boybandler de büyümeye başladı. İşte Good Charlotte'ten bahsettim ya. Onlar da dahil. Tarzlar yavaş yavaş pop-rock'a dönmeye başladı. (Yani poptan pop-rock'a dönmeyi olgunluk olarak tanımlıyorlardı, bence de saçma evet.)
Seksi dansların yerini ağır hareketler, slow şarkılar, rock balladları aldı.
Ve daha sonra uzaydan düşen meteor taşı misali yavaş yavaş ufalanarak dağıldılar.
Fakat ki bu dağınıklı (!) çok uzun sürmedi.

*Başlamadan Önce Uyarı Şeysi*
Şimdi arkadaşlar ben profesyonel bir boyband dinleyecisi olarak sizlere en güzel boyband tarihini anlatacağım. İster oku ister okuma. Bu daha başlangıç, çok uzun bir yolcluğu var boybandlerin ona göre yani.
Bi de ayrıca (özellikle erkekler için) önyargılı olmamalnızı rica edicem. Çünkü "boyband mi off ergen misin kızım yaa" diyorsanız. Çok cahil olduğunuzu, boyband ve müzik hakkında malesef ki bir bok bilmediğinizi yüzünüze vururum. Adam olun, dikkatli olun. Tarzın değildir. Sevmezsin. O zaman saygı duyarım. Ama boyband dinleyeni aşağılayacak bir insansan yazıksın. (ergen damarıma bastım kendi kendime) -ama doğru yaneee....

Neyse konuya giriyorum ben artık...
Boyband Ne Yaa, Nasıl çıktı Bu olay ?
Boyband dediğimiz tahmin edersiniz ki 5 erkekten (genellikle 5 kişiden oluşur) oluşan müzik grubudur. Tamam müzik grubu da diğerlerinden farkı ne ?
Şöyle ki;
Vokal müzik grubu desek daha doğru. Yani boybandi oluşturan üyelerin grup içinde tek aktivitesi o güzel sesleriyle kızları etkilemek (!) o güzel danslarıyla kızları etkilemek (!) o kaslı vücutlarıyla kızları etkilemek (!) yani her halükarda kızları etkilemek üzerine kurulmuş bir lanet olası olaydır.
Tabii ki bu kızların da boybandi sevmeleri için kriterleri vardır. Nitekim boyband içinde bir tane bile kaslı, seksi erkek bulunmazsa isterse o boybandi oluşturanlar dünyanın en güzel seslerine sahip olsunlar o iş biter.
Yani diyorsun ki sesten çok görüntü önemli...
Öyle mi diyorum ? Öyle diyorum. Evet. Kısmen.
Şimdi sen de bağa ilk boyband kim ?
Yahu aceleye ne gerek var. Bu daha başlangıç Bunu iktisata giriş gibi gör. Ne bileyim siyasete giriş, hukuka giriş gibi gör. Ağır ağır gidiyoruz, yolumuz uzun. Çay ? Kahve ? Ne veriyim sana ?

Giriş Şeysi...
Kareografik performanslar, dansın sesten önemli olduğu zamanlar ve 90'lar.
Britney Spears, Christina Aguilera, J.Lo ve daha niceleri. Böyle seksi kadınların aşık olduğu erkekler vardı kliplerinde. Hani böyle seksi vücutlu falan. Kimin aklına geldiyse o klipteki erkeklerden bir grup oluşturup ortalığı yıkmak bence iyi fikirdi, değil miydi iyiydi.
Yani bence telefonun icadı kadar gerekli olan bişeydi. Erkeklerin gözleri kulakları bayram ederken biz kliplerde 20 saniye görünen o taşlarla yitinirdik. Yaşasın feminizm, sonunda kadınlar için de güzel şeyler olacaktı !

1940'lı yıllara gidelim. Taa o zamanlarda vokal grupları vardı. Soul-r&b söyleyenler. Fakat onlar kızların yüreklerini hoplatamadığından "boyband" denmeye hak kazanamadı, gariplerim.
Bu iş 80'lerin sonunda başladı. Yani "boyband yaratma işi".
Belki 60larda beatles diyebilirdik. Ama onlar da enstrüman çalıyodu. Öyle de olmazdı ki.

Yahu söyle artık kim şu "ilk boyband" ?
Tamam tamam. İlk boyband geliyooor geliyoooor...
Jackson 5... Değil tabii ki. Ehe ehe ehe. Michael Jackson'unun kardeşlerinden oluşan bu grupta boyband sayılmadı. Neden mi? (That's problem is just a teenage girls),
80'lerin sonu 90ların başına kadar boyband denilen şeyden bahsedemiyoruz arkadaşlar. Taa ki
NEW KIDS ON THE BLOCK kurulana kadar. Maurice Starr tarafından kurulan bu grup tam olarak "boyband" isminin sahibi oluyor.
Amerikada kurulan bu grup daha önceki vokal gruplarından farklıydı. 5 beyaz, kaslı ve iyi dans eden genç. Ehh bi de sesleri de iyi. Tamamdır. İlk çıktıklarında bir hayli kız hayranlarının olmasından dolayı kendilerine "boyband" denilmiştir. Yani "genç kızların sevgilisi" derler ya. Onun "band"i işte. George Michael'ın ve daha nice solo artistin yakışıklılığı ve genç kızlarla olan ilişkisinin pabucu damdaydı artık. Eee onlardan bir grupta 5 tane olunca haliyle kalabalık olan yeniyordu. Albüm satışları patlamıştı. Kızlar resmen kendini parçalarcasına NKOTB konserlerinde ağlıyor, bağrıyordu. Üstelik bunların kliplerindeki dans figürlerini ezberleyip evde oynuyorlardı.
Bir barbienin Ken'i mi dersiniz ne dersiniz artık. Boybandler 13-22 yaş arasının en büyük eğlencesi olmuştu. (22'den sonrası da seviyor ama çaktırmıyordu.)
NKOTB'un başarısından sonra birçok boyband denemesi oldu. East 17 bunlardan biridir.
Fakat en büyük başarı Take That'in oldu. (Robbie Williams'ın grubu)
Yani Justin'den önce Robbie'den önce hep boybandler vardı. Onların okulu burasıdır arkadaşlar.
Fakat Take That ve East 17 ingiliz boybandlerdi. NKOTB ise amerikadan saldırıyordu.
90lı yıllarda ingiliz ve amerikan boyband savaşları vardı. Mesela NKOTB seven Take That sevemezdi, yasaktı. Böyle kurallar vardı mesela. Bu yüzden bu iki grup kıyasıya yarıştı. Fakat bu yarış bu ikisiyle son bulmadı. Bundan sonra onları takip edecek birçok boyband savaşı olacaktı. (BSB&NSYNC; Blue&Westlife...)

İngiltere'de kurulan Oasis, Blue gibi gruplarda "boyband" olarak anılıyordu. Fakat tarzları farklı olduğundan bizim bildiğimiz "boyband" kategorisine giremiyorlar malesef.
Kısa zamanda NKOTB Asya'yı da ele geçirerek. Amerikan müzik tarihinde Amerika ve Avrupa'dan sonra denizaşırı meşhur olan nadir gruplardan oluyordu.
NKOTB şaşırılacak derecede ünlü oluyor. Albüm satışları patlıyor. NKOTB'un sesi taa Türkiye'ye kadar geliyordu. (Ablalarınız hatta anneleriniz bile bilir.) Nitekim çılgın bediş gibi dizilere bile konu olmuştur.

İlk bölüm burada bitti. 2.yazımı bekleyin işte orada işler daha da kızışacak. Çünkü Robbie Williams'ın grubu NKOTB'u aratmayacak şekilde alıp başını yürüyecek. Ve artık dünya, boyband müzik sektörüne teslim olacaktı. Bilenler bilir, tabii ben küçüktüm o zamanlar ama keskin çizgiler vardı.
-Boyband Sevenler (daha çok kızlar)
-Boyband sevmeyip Metallica dinleyenler (kızlı erkekli grup)
*metallica'da bsb dinlediğini söylemişti bu arada*


10 Ocak 2013 Perşembe

Türkiye'de Jazz

Fatih Erkoç diyeceksin biliyorum, deme nolur deme. Fatih Erkoç, jazzı Türkiye'ye yanlış tanıtmış jazzın yüz karasıdır. Yani adam da haklı aslında çıkış yaptığı yıllarda salt jazz yapsaydı dinlenilmezdi, biliyordu. Fakat çizgisinin dışına çıkması da çok basit bir hareket. Sevenleri vardır özür diliyorum bu yüzden onlardan fakat Türkiye'de jazz diyince esprili bir şekilde bana "Fatih Erkoç" demeyin. O, jazz müzik seven bir popçuydu bana göre.

Birsen Tezer, Ceylan Ertem, Jülide Özçelik, Kerem Görsev bunlar jazzcıdır. Türkiye'nin gururla adını söyleyebileceği jazzcılarındandır. Fakat halkın bir kısmı jazz denildiğinde "hani şu erotik filmlerde çalan müzikler değil mi la o?" tarzı tepkiler veriyor ya onu da anlayışla karşılıyorum. Zira jazz, Türk müzik kulağına pek uygun olmayan bir müzik türü. Arkadaşlarım bu yüzden beni "sıkıcı" buluyorlar. Tabii ki jazz dinlediğim zamanlarda. Jazz müzik Türk halkı için "sıkıcı ve itici" bir müzik türü.


Halbuki jazz, İstanbulundur. Herşeyde olduğu gibi jazz da Türkiye için İstanbul'da doğmuştur.

Çok partili dönemlerde Ayten Alpman, Selçuk Sun, Erol Pekcan gibi isimler jazz müzik yapıyordu.
60'lı yıllarda ilk jazz dergisi çıktı falan. Fakat 70'li yıllarda popüler müziğe yenik düştü.

73'ten beri İstanbul Müzik Festivali düzenleniyor bu festivalde jazza önemli bir bölüm ayrılıyor. Ve o dönemde İstanbulu çok önemli jazz müzisyenleri ziyaret ediyor. Bu festival 89'a kadar genişlemeye devam ediyor.


90'lara gelindiğinde Kerem Görsev, Sibel Köse gibi isimlerle tanışıyoruz. Ayrıca İstanbul ve Ankara'da jazz klüpleri kuruluyor. İstanbul’daki Gramafon, Q Bar, Babylon, Jazz Café, İstanbul Jazz Center gibi canlı caz performanslarına yer verilen mekânlar caz dinleyen kitlenin ihtiyaçlarını karşılıyor.



Yani kısaca tarihe baktığımızda belki köklü bir jazz tarihine sahip değiliz ama Türkiye'de bu müziğe olan hayranlık hiçte azımsanacak boyutta değil. Keskin iki uç var Türkiye'de: jazzı çok seven ve jazzı hiç sevmeyen taraf.


İşte bu yüzden her zaman, sevmeyen taraf seven taraf üzerinde etki kurduğundan jazz Türkiye'de sevilmiyor gibi görünüyor. Halbuki jazz festivallerine bakın, önyargılarınızı kırıp en azından bir jazz festivaline gitmenizi öneririm. Jazz biliginizin Fatih Erko'la sınırlı kalmasını istemiyorsanız tabii.